"Denizden babam çıksa yerim" dönemi bitti. Uzmanlar uyarıyor, son 20 yılda sayıları arttı

Ağu 9, 2026 - 12:03
 0  1
"Denizden babam çıksa yerim" dönemi bitti. Uzmanlar uyarıyor, son 20 yılda sayıları arttı

Akdeniz'de son 20 yılda zehirli ve istilacı deniz canlılarının sayısının git gide artıyor. Uzmanlar, "Tanımadığımız balıkları kesinlikle tüketmemeliyiz." uyarısında bulunuyor.

Yaz mevsiminde hava ve deniz suyu sıcaklıklarının yükselmesiyle deniz kıyısı bölgelerde tatilcilerin yoğunluğu arttı. Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Rıza Köşker, Akdeniz'de son 20 yılda zehirli ve istilacı deniz canlılarının sayısının arttığını belirterek uyarılarda bulundu.

 

Köşker, balon balığı ve aslan balığının yanı sıra uzun dikenli deniz kestanesi, çizgili kedi yılan balığı ve kutu balığı gibi türlerin de ülke kıyılarında görülmeye başlandığını söyledi. "VÜCUDA GEÇEREK ZEHİRLENMEYE NEDEN OLABİLİR"

Balon balığının içerdiği tetrodotoksinin ısıya dayanıklı olduğunu belirten Köşker, “Balon balığı pişirilse de zehrini kaybetmez. Toplumda yalnızca iç organlarının zehirli olduğu yönünde yanlış bir inanış bulunuyor. Oysa bilimsel çalışmalar, balon balığının etinin de zehirli olduğunu ortaya koyuyor.” diyerek şunları ekledi:

 

“Tüketilmesi ölümcül zehirlenmelere yol açabilir. Balon balığının derisinde de yüksek miktarda toksin bulunabiliyor. Özellikle ellerinde açık yara bulunan vatandaşlar ve amatör balıkçılar, balon balığının derisine çıplak elle temas etmemelidir. Toksin, açık yaradan vücuda geçerek zehirlenmeye neden olabilir.”

Aslan balığının ise etinin tüketilebildiğini ancak yüzgeç dikenlerinde zehir bulunduğunu ifade eden Doç. Dr. Ali Rıza Köşker, "Aslan balığı daha çok kayalık bölgelerde yaşayan, fazla hareket etmeyen bir türdür. Diken batması ciddi zehirlenmelere neden olabilir. Aynı şekilde Doğu Akdeniz kıyılarında yaygınlaşan uzun dikenli deniz kestanesi de kayalık alanlarda görülür. Bu canlıların dikenlerinde de zehir bulunuyor. Kayalık bölgelerde denize girerken aslan balığı ve uzun dikenli deniz kestanesine karşı dikkatli olunmalı." dedi.

“SAHİL BÖLGELERİNE BİLGİLENDİRİCİ AFİŞLER ASILMALI”

 

Akdeniz'e sürekli yeni türlerin giriş yaptığını belirten Köşker, "Artık 'Denizden babam çıksa yerim' anlayışını terk etmeliyiz. Tanımadığımız balıkları kesinlikle tüketmemeliyiz. Kayalık bölgelerde denize girerken aslan balığı ve uzun dikenli deniz kestanesi gibi canlıların dikenlerinin batması riskine karşı dikkatli olmalıyız. Ayrıca yaz döneminde nüfusu katlanan sahil bölgelerinde sağlık personelinin bu canlılarla ilgili farkındalığının artırılması ve plajlarda bilgilendirici afişlerin yer alması yeni zehirlenmelerin önüne geçilmesine katkı sağlayacaktır." diye konuştu.

Avrupa Dalış Güvenliği Ağı Derneği Eğitmeni, Su Altı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği (SUFOD) üyesi, Acil Tıp Uzmanı Dr. Tolga Taymaz ise küresel ısınma ve insan etkisi nedeniyle denizlerde istilacı türlerin arttığını belirterek, aslan balığının diken temasında şiddetli ağrı, uyuşukluk, morarma, bulantı, kusma ve kalp ritim bozukluğu görülebileceğini söyledi. 

 

Taymaz, "Etkilenen bölge dayanılabilecek sıcaklıktaki, yaklaşık 40-45 derecelik suya tutulmalı, yara içinde diken kalıp kalmadığı kontrol edilmeli ve sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Zehirli deniz kestanesinde de benzer tedbirler alınabilir. Deri bütünlüğünün bozulduğu her durumda mutlaka tetonoz aşısının da yaptırılması gerekmektedir." dedi.

Balon balığı tüketiminin hayati risk taşıdığına dikkat çeken Taymaz, "Balon balığı tüketildiği öğrenildiği anda kişi, vakit kaybetmeden tam teşekküllü bir sağlık kuruluşuna ulaştırılmalıdır. Ölümler çoğunlukla ilk 6 saat içinde gerçekleşmektedir. Bu zehirlenmeye karşı özel bir antidot bulunmuyor. Destek tedavisi uygulanıyor ancak her zaman başarılı olmayabiliyor." diye konuştu.

Tepkiniz Ne?

Beğen Beğen 0
Beğenme Beğenme 0
Sevgi Sevgi 0
Komik Komik 0
Kızgın Kızgın 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0